Bir şirketin yönetici olmasını ötesinde Dünya’ya hizmet eden bir kurumsal vatandaş olma çabası içindeyiz. Bugün tüm ulusal ve uluslararası arenada faaliyet gösteren şirketlerin ilk hedefleri karlılık olurken, karşımıza yeni dönemde “Dünya, Kar ve insan “ üçlemesinin sürdürülebilir kılınması ve bunun için üretilen plan ve projeler çıkıyor. Şirketlerimizin ürettiği İnovasyon Ajandalarının içi bugün paydaşlar için katma değer üreten projelerle dolup taşarken, bizlere düşen bu projelerin faydalarını artırarak ekonomik, sosyal ve çevresel faktörler üzerindeki olumsuz etkilerini minimize etmekten geçiyor.

Bizler şirketlerimizin faaliyetlerini planlarken aslında gelecekte yaşamak istediğimiz Dünya’yı planlıyor ve ona yatırım yapıyoruz. Siz nasıl bir toprağa ayağınızı basmak isterdiniz, hangi sosyal sorumluluk faaliyetlerinin bir parçası olmak isterdiniz, çalıştığınız işin ne kadar ekonomik verimlilik üretmesini isterdiniz diye kendimize sorular sormaktan alıkoyamadığımız bir zaman dilimi bu yaşadığımız… Geleceği şimdiden kurgulamak zor iş ancak zoru başarmak asıl hedefe ulaşmak anlamına geliyor. İşte bizim de Bursagaz olarak ortaya koyduğumuz sürdürülebilirlik stratejilerimiz sadece bugünü düşünerek değil yarın da burada olmak üzerine yapılandırıldı. Operasyonel mükemmellik, hizmet kalitesi gibi aktif faaliyet alanımızın dışında sosyal motivasyonu sağlayan ve bizi yarınlara taşıyan sosyal duyarlılık ve insana yatırım bakış açılarımız bizi donanım sahibi yapan ana inisiyatiflerimizi belirliyor. Bugün sadece kendi servis alanıyla sınırlı kalmamak için direnen bir şirket olmak özellikle de düzenlenmiş bir piyasada ne kadar zorsa, yarın da sürdürülebilirliği sağlamak eğer bugünden alınmış aksiyonlarınız yoksa bir o kadar zor olacak…

Biz şirket olarak soruyoruz “ Gelecekte Bizi Neler Bekliyor”, aslında nelerin beklediğinden öte nasıl beklediği de önemli. İşte bu bir şirketim kurumsal risk yönetim metodolojisinin temelini oluşturuyor. Şirketinizin risk evreni sizin yarın nasıl bir Dünya’da neler yapabileceğinizi belirleyen en etkin senaryolaştırma yaklaşımıdır. Bizler oturduğumuz koltuktan bakmanın ötesine geçip, ayağa kalkıp camdan ileriye bakıyoruz… Ne gördüğümüzün ötesinde beklentilerimiz devreye giriyor bu sefer de… Biz ne istiyoruz, hissedarlarımız ne istiyorlar, müşterilerimiz ne diyor ve bunun da ötesinde “Geniş Toplum” un görüşleri nelerdir. Biz sadece dar etki alanımıza değil geniş etki alanımıza da bakıyor sadece Bursa’da değil, ürettiğimiz emisyonun Global’deki etkilerini değerlendiriyor ve gelecek için smart teknolojilerle hazırlığımızı yapıyoruz.

İşte hayata gelecekten bakmak dediğimiz böyle bir şey…

Ahmet Hakan TOLA